18 Eylül 2019
  • Ankara10°C
  • İstanbul19°C
  • İzmir18°C
  • Adana20°C

TÜRKİYE KAMU-SEN MEMURLARIN TOPLU SÖZLEŞME SÜRECİNDE YOL HARİTASINI AÇIKLADI

Türkiye Kamu-Sen’in Yüksek İstişare Toplantısında yaklaşan toplu sözleşme süreci ve Türkiye Kamu-Sen’in yol haritasına ilişkin değerlendirmeler sonuçlandırıldı. Konfederasyon YİK toplantısı kararlarını açıkladı. İşte toplu sözleşmede izlenecek yol.

Türkiye Kamu-Sen Memurların Toplu Sözleşme Sürecinde Yol Haritasını Açıkladı

02 Temmuz 2019 Salı 18:26

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu YİK kararlarını açıkladı. Konfederasyona bağlı sendikaların genel başkanları, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve il temsilcilerimizin katılımıyla düzenlenen YİK toplantısında 5. Dönem toplu sözleşme süreci konuşuldu ve izlenecek yol ile değerlendirmelerde bulunuldu.

2020-2021 yıllarına ilişkin tüm kamu personelleri için mali ve sosyal haklarının belirleneceği, 1 Ağustos 2019 tarihinde başlayacak olan 5. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri ele alındığı belirtildi.

3 milyon dolayında kamu görevlisi, 2 milyon emekli ve aileleri ile toplam yaklaşık 20 milyon vatandaşımızın önümüzdeki iki yıllık süreçte geleceğinin belirleneceği 5. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri, 1 Ağustos 2019 tarihinde başlayacaktır. Türkiye Kamu-Sen, 415 bin üyesinden aldığı yetkiyle, 4688 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak toplu sözleşme görüşmelerindeki yerini alacak ve kamu görevlilerinin ve emeklilerin haklarını sonuna kadar, kararlılıkla savunacaktır.     

2016-2017’DE ALINAN AMA UYGULANMAYAN KARARLAR ELE ALINACAK

23 Ağustos 2015 tarihinde imzalanan kamu görevlilerinin 2016-2017 yıllarına ilişkin haklarının düzenlendiği toplu sözleşme hükümlerinden hâlâ uygulanmayan maddelerin uygulamasında sorunlar bulunan maddelerin tartışılmadan Kamu İşveren Heyeti tarafından kabul edilip, uygulamada yaşanan aksaklıkların giderilerek hayata geçirilmesi öncelikli talep olacağı belirtildi.

3600 EK GÖSTERGE

24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öğretmen, polis, hemşire ve imamların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceğini ifade etmiştir. Ancak aradan geçen bir yıllık süreye rağmen verilen sözlerin tutulmadığını üzülerek görmekteyiz. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, ek gösterge sorununun yalnızca belli unvanlarla sınırlı olmadığı, bütün kamu görevlilerinin ek göstergelerinin yeniden düzenlenmesi gerektiği konusunda ısrarlı ve kararlıdır.

Bu çerçevede bu yılki toplu sözleşme görüşmelerinde öncelikli taleplerimizden bir tanesi de verilen sözlere paralel olarak öğretmen, din görevlisi, hemşire ve polisler yanında müdürler, müdür yardımcıları, şefler, merkez taşra ayrımına tabi tutulanlarla, kurum içi yükselme sınavıyla gelen uzmanlar, idareci konumundaki kamu görevlileri, denetmenler, avukatlar, ek gösterge uygulamasından hiç faydalanamayan mübaşir, teknisyen yardımcısı, şoför gibi Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil olan personel gibi bütün kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarının yeniden ve adaletli bir şekilde düzenlenmesi olacaktır.

Kamu görevlilerinin emekli maaşı ve emekli ikramiyesi hesaplamasında en önemli unsurların başında kamu görevlilerinin hizmet sınıfı ve derecelerine göre belirlenen ek gösterge rakamlarına endeksli olarak belirlenen özel hizmet tazminatı yansıtma oranı gelmektedir.  Mevcut mevzuatımıza göre ek göstergesi 3600’ün altında olan kamu görevlilerinin emekliliklerinde hak kazanacakları özel hizmeti tutarı son derece düşük tanımlandığı için bütün kamu görevlilerimiz 3600 ek gösterge talep etmektedir.  Ek gösterge uygulamasından kaynaklı bu adaletsizliğin giderilmesi ve ek göstergesi 3600’ün altında olan kamu görevlilerinin emekli maaşlarına yansıtılacak tazminat oranlarının makul ölçülere çekilmesi, kamu görevlilerinin 3600 ek gösterge rakamı talep etmesinin de önüne geçecektir.

Kamu görevlilerinin çalışırken elde ettiği ücret ile emekli olduğu zaman alacağı maaş arasındaki uçurumu kapatmak, özellikle emekli kamu görevlilerini yoksulluk sınırında yaşamaktan kurtarmak amacıyla, memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, sosyal denge sözleşmesi gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, bu yolla her çalışanın eline geçen ücret ile orantılı emekli maaşı almasının sağlanması gerekmektedir.

LİYAKAT

Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; hak eden memurun hak ettiği göreve gelmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir. 15 Temmuz hain darbe girişimi başta olmak üzere yaşanan acı tecrübelere karşın kamuda liyakatin sağlanması adına herhangi bir adım atılmadığı gibi, bundan önce yapılan yanlışların artarak devam ettiği, birçok kurumda memur alımlarında KPSS şartının esnetildiği ve mülakatla memur alımı gerçekleştirildiği görülmektedir.

Kamu görevlilerinin yandaş, yandaş olmayan, bizden, bizden olmayan gibi ifadelerle ayrıştırılmasının, kadrolaşmanın, adam kayırmanın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının; kamuda bir takım siyasi çevrelere yakın olmanın, çalışanın eğitim düzeyi, performansı ve kişiliğinin önüne geçmesinin önlenmesinin; kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının; adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmeli, özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalı, kamuya personel alımlarında mutlak surette yazılı sınava itibar edilmeli, taraflı değerlendirmelere açık sözlü sınav uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir.

Ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO’nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen 151 Sayılı Sözleşmesi, 98 sayılı ILO Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddeleri Anayasamızın 90. maddesi hükmü çerçevesinde ele alındığında kamu çalışanlarının adil bir temsil ile gerçek anlamda toplu sözleşme ve grev haklarını kullanmalarını ve siyasete katılmalarını sağlayacak düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.

KADROLU MEMUR İSTİHDAMI

Kamuda iş güvencesini zayıflatan, her türlü baskı ve istismara açık bir yapı arz eden 4/B’li, 4/C’den 4/B’ye geçen sözleşmeli, geçici, vekil, idari hizmet sözleşmeli gibi adlar altında güvencesiz istihdam modelinin kaldırılarak isteyen personelin memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmalı, kamu kuruluşlarında memur işi yapan işçiler de aynı çerçevede kadroya geçirilerek kamu istihdam yapısı güvenceli bir şekilde düzenlenmelidir. Sözleşmeli personel arasından 4+2 yıl zorunlu hizmete tabi olanların bu sürelerinin 3+1 yıla düşürülmesi bir kazanım olsa da sorunu kökten çözecek bir uygulama olmamıştır.  Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu,  hak ve sorumluluklarda eşitlik, aile birliğinin sağlanması ve adaletin bir gereği olarak istisnasız tüm güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi hususunda kararlı ve ısrarcıdır.

YHS PERSONELİN SORUNLARI

Kamuda liyakat ilkesinin bir gereği olarak Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personel bir defaya mahsus olmak üzere Genel İdari Hizmetler Sınıfına geçirilmeli, bu yolla kamu görevlilerimiz arasında oluşan adaletsizlikler giderilmeli, herkesin eğitim seviyesinin gerektirdiği kadro derecesine yükselmesi sağlanmalıdır.

EKONOMİK BÜYÜMEDE REFAH PAYI

2002-2018 yılları arasındaki ekonomik büyüme, enflasyon rakamları ve refah payı hesaba katıldığında kamu görevlilerin ve emeklilerin maaşlarının olması gerekenden yarı yarıya daha düşük kaldığı, kamu görevlilerinin ve emeklilerin gelirlerinin ülkedeki ekonomik gelişmelere paralel olarak artmadığı, gelir dağılımının memurlar aleyhine bozulduğu görülmektedir. Bu gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda kamu görevlileri ve emeklilerin yaşadığı hak kayıplarının karşılanması, kendisi ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek düzeyde bir gelire kavuşması amacıyla maaşlara hem oransal hem seyyanen artış yapılmalı, her yıl yapılacak artışlara ilave %3 oranında ekonomik büyüme ve refah payı verilmelidir.     

MEMURLARIN ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ

Çalışanlarımız üzerindeki vergi yükü sürekli artmaktadır. Gelir vergisi oranlarını belirleyen kazanç dilimlerinin yıllar içinde neredeyse hiç artmaması nedeniyle çalışanlar, daha yılın ilk aylarında bir üst kazanç dilimine geçmekte ve ödedikleri gelir vergisi oranı %15’ten %20’ye çıkmaktadır. İlk dilim gelir vergisi üst sınırının düşük tutulması, bütün ücretlilerin yılın ilk aylarında bir üst vergi dilimine geçmesine ve 5 puan daha fazla vergi ödemesine neden olmaktadır. Bu durum gelir dağılımında adaletin de sağlanamamasına neden olmakta; toplam gelir vergisi tahsilâtının %53’ü GSMH’nin %6’sını alan çalışanlardan sağlanırken GSMH’nin %95’ini alan zengin kesimden yapılan vergi tahsilâtı, toplam tahsilâtın yalnızca %47’sinde kalmaktadır. Bu nedenle vergi dilimleri nedeniyle kamu görevlileri üzerinde oluşan vergi yükünün hafifletilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilmesinin ardından geçtiğimiz yıl çıkarılan 703 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu kurum ve kuruluşları yeniden yapılandırılmış, bakanlık yapılanmalarında da köklü değişikliklere gidilmiştir. Buna göre bazı bakanlık ve kurumların teşkilat ve görevleri hakkındaki kanunlar yürürlükten kaldırılmış, bazı bakanlıklar da birleştirilmek suretiyle 6 yeni bakanlık oluşturulmuş ve toplam bakanlık sayısı 16’ya düşürülmüştür. Ayrıca bazı kurumlar da kapatılmış ya da yapıları değiştirilmiştir. Böylesine köklü değişiklikler gerçekleştirilirken konunun muhatabı olan kamu görevlileri temsilcilerinin görüşüne başvurulmamış olması büyük bir eksikliktir. Kamu görevlilerine ilişkin alınacak bu tür kritik kararlarda sosyal diyalog mekanizmasının korunması, karşılıklı görüş alışverişinde bulunmayı ifade eden meşveret kavramının işletilmesi, sendikalar başta olmak üzere sosyal taraflarla irtibat halinde bu dönüşüm sürecinin sancısız bir şekilde atlatılması, ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik şartlarda bir zorunluluktur.

Bu denli büyük ve önemli bir dönüşümün daha etkin ve kaliteli bir kamu hizmeti sağlaması, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması ve vatandaş memnuniyetinin artırılması için daha mutlu bir kamu çalışanına ihtiyaç vardır. Bu yapılandırma çerçevesinde görev tanımı yapılmamış olan kamu görevlilerinin görev tanımları bir an önce yapılmalı, çalışanlarımızın görevleri dışında işlerde çalıştırılmalarının önüne geçilmeli, atamaları bir kurala bağlanmalıdır. Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının da çalışma şartları yeniden gözden geçirilmelidir.   

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu kamu görevlilerimizin özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, harcırah, tazminat, bayram ikramiyesi, sosyal yardım, sosyal yardımların emeklilikte de ödenmesi, aile bütünlüğünün korunması, kadın istihdamının geliştirilmesi, kreş ve gündüz bakımevleri açılması, zorunlu rotasyon, sicil ve disiplin uygulamaları, görevde yükselme, atama ve yer değiştirme, yardımcı hizmetliler, hizmet kollarına ilişkin hususlar gibi personelin ekonomik durumunu, verimliliğini ve etkinliğini doğrudan etkileyen konulardaki sorunların çözümü için Kamu İşveren Heyetinden samimi girişimler beklemektedir. 

Ülkemizin ekonomik imkânlarının, siyasi ve politik gelişmelerin ve memurumuzun içinde bulunduğu durumun farkında olan Konfederasyonumuz, bu bilinç içinde toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin hazırlıklarını yapmakta, taleplerini belirlemektedir. Toplumun belirli kesimlerine kaynak aktarırken, vergi, prim ve ceza afları ile kamu alacaklarından vaz geçerken hiçbir çekince görmeyen yetkililerin, kamu çalışanlarının da ekonomik sorunlarını çözecek düzeyde bir artış yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak kamu çalışanları adına, daha adil bir gelir dağılımı sağlanması ve ekonomik gelişmelerin kamu görevlileri ve emekliler üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli artışın yapılmasını, kamu görevlilerinin milli gelirden hak ettiği payı almasını istiyoruz. 

Siyasi iktidarı, ekonomik gerçekler, toplumun ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda karar almaya davet ediyoruz. Bu davetimizin yetkililer nezdinde karşılık bulmaması, 2019 yılı toplu sözleşme sürecinin de geçmiş yıllarda olduğu gibi tek taraflı bir dayatmaya ve kapalı kapılar ardında yapılan gizli pazarlıklara dönüşmesi durumunda, yetkili sendikalar başta olmak üzere bu duruma çanak tutan herkesin kamu görevlileri ve kamuoyu vicdanında mahkûm olacağı bilinmelidir.

Aileleriyle birlikte 20 milyonu bulan geniş bir kesimin gelecek iki yılını şekillendirecek bu toplu sözleşme görüşmelerinde, ortaya çıkacak her türlü hak kaybının, yaşanacak her türlü mağduriyetin vebali, 4688 sayılı Kanun uyarınca toplu sözleşme görüşmelerini yürütme, toplu sözleşme imzalama veya Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’ne gitme hakkını elinde bulunduran sendika ve konfederasyonun omuzlarında olacaktır.

Bu süreç boyunca Konfederasyonumuz 415 bin üyesinin verdiği yetki ve 4688 sayılı Kanunun ilgili maddelerine istinaden kamu görevlilerinin haklarının ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için toplu sözleşme masasındaki yerini alacak, süreç içinde kamu görevlileri aleyhine gelişecek her karara müdahil olacak; kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz için atılacak her türlü olumlu adım, nezdimizde anında karşılık bulup desteklenecektir açıklamasında bulunuldu.

Yorumlar
MyMemur Haber Sitemiz 5651 sayılı "internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla işlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında" Kanunun 2/f maddesi uyarınca 'içerik Sağlayıcıdır'. Tüm üyeler yaptıkları yorumlardan şahsen kendileri sorumlu olup, talep halinde sitemiz kaynaklarında olan, gerekli iletişim bilgileri Adli ve İdari Makamlara sunulacaktır. UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmaz.